- Aug 6, 2016
- 1 min read
Updated: Jan 27, 2019

Hayatımla ilgili çok kritik kararlar alacağım bir donemde, ülke hiç karışık olmadığı kadar karışıkken, film senaryolarına bile absürt kaçacak bir aşk hayatım varken, nedense aptal bir mutluluk var içimde… Bugünlük en azından. (Müthiş bir esinti ve arkada Eric Clapton’ın usul usul çalan gitarı eşliğinde güneşin tadını çıkardığım için olabilir.)
Yaş 30’a yaklaşırken ve insan hala aradığı amacı bulamamışken çok fazla karar alıyorsun sanırım, sonra onları uygulamadıkça karar almaya korkmaya başlıyorsun, yeni hayal kırıklıklarını önlemek için. Beynin bir çeşit korunma mekanizması sanırım. Elde kalan ise gerçekte hangi kararları uyguladığın. (ya da uygulamadığın)
Belki de ben, ilerideki hayal kırıklıklıklarını engellemek için sessiz kararlar almaya karar verdim (severim ironiyi). Kararlarım hayata geçerse dile getireceğim, ya da görmüş olacağız. Çünkü garip bir şekilde paylaşıldığı anda büyüsü bozuluyor bazı hayallerin. Sanki dışarıya atılan her düşünce, fırlatılan fiziksel bir maddeymiş gibi aksi yönde tepki oluşturuyor zihnimde. Etkinin tepkisi içeriye negatif yansıyor, eskisi gibi motive olmadığımı hissediyorum. Neyse bu sefer aynı şeyin olmasını engelleyeceğim.
Bugün umutluyum en azından.
- May 18, 2016
- 2 min read
Updated: Jan 22, 2019

Yeni evimin çok yakınında bir döner restoranı var. İsim yapmış, gayet ünlü bir yer. Gunun sonunda herhangi bir doner restorani. Türkiye'de 30.000 döner büfesi varmış ve %95'i marka bile değilmiş. Ona rağmen markalar açılıyor ve tutuyor diye konuşurken, bir de böyle eti dönerken görünce aklımda öyle şimşekler çakmaya başladı.
Dönüyor, en küçük atom parçalarından en büyük gezegenlere kadar her şey dönüyor. Öyle bir çekim kanunu var ki, dönmeden var olamıyor, var olamayan her şey daha büyüğünün parçası oluyor. Ama o da dönüyor, o zaman var olamayan bile dönüyor.
E o zaman dünya da dönüyor. Hem kendi etrafında hem başkasının etrafında dönüyor, üstüne üstlük densiz bir de başkalarını döndürüyor, Ay'ı döndürüyor mesela, kendiyle birlikte bizi de döndürüyor. Bir döngüye dahil ediyor bizi, bizim seçmediğimiz ve kontrol etmediğimiz. Demek ki hiç bir şey sabit değil. Daha güzel kelimeyle: devinim var. Fiziksel olarak, biyolojik olarak, kimyasal olarak var bu devinim, 'Bir günün bir gününe tutmaması' var mesela. Psikolojik olarak da var. Gel var git var, med var cezir var, yin var yang var hep bir zıt var, devinimin oluşturduğu bir döngü, onun devamı için de bir denge var o zaman. Sonuçta devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde de kaçınılmaz bir gölge var. Döngü olmazsa var olma olmaz çünkü, sabit giden enerjisini nereden alacak çünkü, nereye aktaracak çünkü ? Foucault nasıl sarkıtacak çünkü?
Her çünkünün bir sorusu var, çünkü her sorunun bir cevabı var.
O zaman iyi günün yanında kötü gün de var, verimli zamanların yanında verimsizi var. Güzel spor yaptığın dönemden sonra yapamadığın bir dönem var. O zaman mutsuzken bize umut verip, mutluyken bizi karamsarlığa sürükleyen böyle bir gerçek var ? Bir de hep ol kaçıran Umut var, o değişmeyecek sanırım. ( Ol yazdığımda bile onu gol anlayacak 70 Milyon var). Neyse kış var, sonra yaz var. Sonra yine kış var... Doğanın tabiatında döngü var, o zaman köşeli şeylerin ömrü uzun değil: Köşeli bir şey keskindir, keskin bir şey kesindir, kesin şey değişmez.
Ama biz her şeyin değiştiğini görmedik mi ? Yoksa değişmeyen tek şey değişimin kendisi mi ? Yoksa diyalektik bir materyalizm mi var ? Yoksa aynı nehirde sadece bir kez mi yıkanabiliyoruz ?
Bu sorulara Herakleitos cevap verdikten sonra bile neredeyse 10.000 mevsim değişti, her sonbaharda mezarındaki ağacın yaprakları değişti. Belki de mezarının yeri değişti. Değişmez denilen ne kanunlar değişti, dünya düz dendi, ama dünya dönüp tokadı vurdu. Demokrasi geldi, değişmez dendi. Sonra Sezar geldi, benim ben dedi, kanunlarım değişmez dedi. Sonra ecel geldi, benim ben dedi. Kesin olan ikinci bir şey vardı o zaman: ölüm. Ölüm varsa doğum da vardı. Herakleitos o lafı dedikten sonra milyarlarca insan ölmek üzere doğdu. Ama Dünya dönmeye devam etti.
Toplumumuz ne kadar böyle konuları çok kurcalamayı sevmese de, dönen bir et parçasını (yeri gelir tavuk, sucuk, kayısı da olabilir) milli değer olarak benimseyip onu onlarca ülkeye satabiliyor olması da bir benim için kıvanç kaynağı tabi.
Dönmek şart, yoksa etin bir kısmı hiç bir zaman tam pişmez... Öyle aklıma takıldı işte.

- May 1, 2016
- 1 min read
Amy Winehouse Tears dry on their own şarkısını söylüyor arkada. Ortamda bir mutsuzluk veya keder olduğundan değil, şarkı masal gibi söylendiği için. Ama şarkıyı daha da anlamlı yapan bulunduğum yer bence. Tipik bir iskandinav evinde, bahçede kahvemleyim... evet İsveç’in Lund şehrindeyim.
Köln-Eindhoven-Amsterdam-Kopenhag-Lund gezimizin sonuna yaklaştık. Tatil müthiş birşey, tam 10 gün dünyadan koptuk resmen, çok gezdik çok üşüdük, çok yorulduk ama çok eğlendik. Ama asil beni mutlu eden Gezdiğim şehirlerden öte yanımda olan arkadaşlarım, bu kadar güzel eğlenirken her yer müthiş olurdu çünkü. Beraber okumuş, farklı yerlerde hayatla mücadele eden, ve bu hayat tecrübelerini ilk kez yasayan 30 yaşına yaklaşan insanlarız sonuçta. Eglenmesini bilen insanlarız ama bir araya geldiğimiz zaman ister istemez bir muhabbet ortamı oluşuyor ve kendimizi hayatla ilgili sorgulamalarla tartışmalarla başbaşayız buluyoruz. Cok endise ediyoruz herseyi ama her tartismadan birseyler ogreniyoruz. Ama en onemlisi sudan cikmis balik gibi de olsak paylastigimiz her tecrube, sorgulama bizi birbirimize daha da yakinlastiriyor.
Cok cok degisik bir tatil oldu, karmancorman duygular icerisindeyim, yaptigim her gezi beni istanbul hayatimdan daha fazla uzaklastiriyor ama avrupanin en guzel sehrinde bile yasayacak olsan oranin da dertleri olacak. Sanirim ogrenciyken hayal ettigimiz ideal sehir/yasam yok. Zorluk hayatin parcasi olmasi da gerekiyor ama yine de bana umut verecek bir sehir bulamadim.
Normal haata geri donecegiz, bakalim bir sonraki bulusmaya kadar neler degisecek ? Herkesi yogun gunler bekliyor, ama beni hic olmadigi kadar yogun bir donem bekliyor. Tatil bitti is yapma zamani.
Belki de sarkiyi daha guzel kilan tatil bitttigi icin icimdeki hafif huzun.
Ha bir de dunyanin en huzurlu yerinde su yaziyi yazarken ulkemde de patlama olmus. Bir de boyle seyler yasaniyor hayatimizda.
