top of page

Doner

  • May 18, 2016
  • 2 min read

Updated: Jan 22, 2019



Yeni evimin çok yakınında bir döner restoranı var. İsim yapmış, gayet ünlü bir yer. Gunun sonunda herhangi bir doner restorani. Türkiye'de 30.000 döner büfesi varmış ve %95'i marka bile değilmiş. Ona rağmen markalar açılıyor ve tutuyor diye konuşurken, bir de böyle eti dönerken görünce aklımda öyle şimşekler çakmaya başladı.

Dönüyor, en küçük atom parçalarından en büyük gezegenlere kadar her şey dönüyor. Öyle bir çekim kanunu var ki, dönmeden var olamıyor, var olamayan her şey daha büyüğünün parçası oluyor. Ama o da dönüyor, o zaman var olamayan bile dönüyor.

E o zaman dünya da dönüyor. Hem kendi etrafında hem başkasının etrafında dönüyor, üstüne üstlük densiz bir de başkalarını döndürüyor, Ay'ı döndürüyor mesela, kendiyle birlikte bizi de döndürüyor. Bir döngüye dahil ediyor bizi, bizim seçmediğimiz ve kontrol etmediğimiz. Demek ki hiç bir şey sabit değil. Daha güzel kelimeyle: devinim var. Fiziksel olarak, biyolojik olarak, kimyasal olarak var bu devinim, 'Bir günün bir gününe tutmaması' var mesela. Psikolojik olarak da var. Gel var git var, med var cezir var, yin var yang var hep bir zıt var, devinimin oluşturduğu bir döngü, onun devamı için de bir denge var o zaman. Sonuçta devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde de kaçınılmaz bir gölge var. Döngü olmazsa var olma olmaz çünkü, sabit giden enerjisini nereden alacak çünkü, nereye aktaracak çünkü ? Foucault nasıl sarkıtacak çünkü?

Her çünkünün bir sorusu var, çünkü her sorunun bir cevabı var.

O zaman iyi günün yanında kötü gün de var, verimli zamanların yanında verimsizi var. Güzel spor yaptığın dönemden sonra yapamadığın bir dönem var. O zaman mutsuzken bize umut verip, mutluyken bizi karamsarlığa sürükleyen böyle bir gerçek var ? Bir de hep ol kaçıran Umut var, o değişmeyecek sanırım. ( Ol yazdığımda bile onu gol anlayacak 70 Milyon var). Neyse kış var, sonra yaz var. Sonra yine kış var... Doğanın tabiatında döngü var, o zaman köşeli şeylerin ömrü uzun değil: Köşeli bir şey keskindir, keskin bir şey kesindir, kesin şey değişmez.

Ama biz her şeyin değiştiğini görmedik mi ? Yoksa değişmeyen tek şey değişimin kendisi mi ? Yoksa diyalektik bir materyalizm mi var ? Yoksa aynı nehirde sadece bir kez mi yıkanabiliyoruz ?

Bu sorulara Herakleitos cevap verdikten sonra bile neredeyse 10.000 mevsim değişti, her sonbaharda mezarındaki ağacın yaprakları değişti. Belki de mezarının yeri değişti. Değişmez denilen ne kanunlar değişti, dünya düz dendi, ama dünya dönüp tokadı vurdu. Demokrasi geldi, değişmez dendi. Sonra Sezar geldi, benim ben dedi, kanunlarım değişmez dedi. Sonra ecel geldi, benim ben dedi. Kesin olan ikinci bir şey vardı o zaman: ölüm. Ölüm varsa doğum da vardı. Herakleitos o lafı dedikten sonra milyarlarca insan ölmek üzere doğdu. Ama Dünya dönmeye devam etti.

Toplumumuz ne kadar böyle konuları çok kurcalamayı sevmese de, dönen bir et parçasını (yeri gelir tavuk, sucuk, kayısı da olabilir) milli değer olarak benimseyip onu onlarca ülkeye satabiliyor olması da bir benim için kıvanç kaynağı tabi.

Dönmek şart, yoksa etin bir kısmı hiç bir zaman tam pişmez... Öyle aklıma takıldı işte.

Comments


RECENT POSTS

ARCHIVE

CATEGORIES

INSTAGRAM

© 2020 by Cem Ustundag

bottom of page