- Aug 29, 2018
- 1 min read
Updated: Jun 3, 2019
Nefret ediyorum havalimanlarından da, vedalarından da...
İnsan bu kadar sevdiği, özleyeceği insanlardan neden ayrılır ki?
Sonra düşünüyorum, asıl daha korkutucu olan, o ayrılığa alışmak.
29.08.18 Viyana
- Jul 31, 2018
- 2 min read
Updated: Jun 3, 2019

2018 Ağustos. Hayatımı otuzuncusu.
1989 Ağustosundan sonraki en ilginci. Kutlamalarla, düğünlerle, tatillerle, aileyle, arkadaşlarla, vedalarla, elvedalarla, merhabalarla geçireceğim Ağustos... Son günlerinde buradaki hayatımı bırakıp başka ülkeye taşınmış olacağım, sürprizi sonda saklı Ağustos.
Önce 29 yaşına gireceğim.
20'ler bitiyor, 30'lar başlayacak. Ne çok gencim, ne de yeteri kadar olgun. Bazıları için daha hayatın başındayım. Ama yüzümde çizgilerin, saçımda beyazların çıkmaya başladığı yaştayım. Yaz aylarını ortalama 5 düğünle kapattığım yaştayım. İzlerken bana abi abla gibi gelen Friends karakterlerinin yaşındayım. Bir takıma transfer olsam, yaşlı diye transferimin eleştirileceği yaştayım. Gayet normal hissederek, aynı hafta sonu içerisinde milenyum çocuklarıyla aynı ortamlarda bulunup, ertesi sabah çocuklu ailelerle brunch yaptığım yaştayım... Her türlü sorumluluğun farkında olup, hiçbirinden kaçamayacak yaştayım. 30'a bir adım daha yaklaştım, hayırlı olsun.
Sonra vedalaşmalar başlayacak.
Hüznü ve sevinci en güçlü şekilde yaşayacağım bir dönem olacak sanırım. Sevdiğim insanların, etrafımda toplanacağı zamanlar olacak. En yakınlarımın değerini uzaklarda yalnız kalınca anlayacağım. Son anlarımda da bunu iyice farkedeceğim. Bu yüzden onlara daha da sıkı sarılacağım. Bu sefer ki ayrılışım eskisi gibi değil sonuçta. Aşırı uzak bir yere gitmiyorum belki ama gurbet sonuçta, başka memleket sonuçta, yalnız olacağım sonuçta. Çok dramatize etmeye gerek yok belki de ama sonuçta hayat böyle anlar varolduğu için daha değerli. Neden dramatize etmeyeyim ki ?
Ardından yeni Merhabalar...
Yepyeni bir çevreye gidiyorum. Değerleri farklı, yargıları farklı, alışkanlıkları farklı. İnsanlara kendimi sıfırdan tanıtacağım, kimse buradaki Cem'i tanımayacak. Yepyeni bir kimlik. Yepyeni bir ben. Sıfırdan. Ich bin Cem. İşte böyle başlayacak. Kendiyle birlikte ne götürebilmiş ise o. Nasıl bir karakter oluşturduysa o. Bağırdığımı, çok konuştuğumu, nelerden hoşlandığımı, neleri sevmediğimi baştan tanıyacak insanlar. Yeni özelliklerimi de tanıyacaklar.
Ve onlarla birlikte ben de kendimi yeniden tanıyacağım.
Yeni yaş, yeni iş, yeni ülke, yeni ev. Peki yeni Cem ..?
- Jun 4, 2018
- 1 min read
Updated: Jan 22, 2019

A coffee, my black sunglasses and silence. That's all I need and all I have right now.
