top of page
  • Nov 3, 2014
  • 1 min read


Arabayı park etmiş olmana rağmen çalan müziği bitirmeyi beklemedin mi ? Peki düzenli dinlediğin şarkılar bazen kulağına daha güzel gelmiyor mu ?

Bi soru daha, yalnız araba sürdüğünde şarkılar daha etkili değil mi ? Sanki yandakine dinletince büyüsü kaçıyor… Sabah ise giderken ilk güzel sarkı modunu arttırırken ikinci şarkının modunu sen arttırmıyor musunuz ?


Müzik gerçekten çok güzelken önünüze kıran dunkofun da çok bir önemi yok ? Trafikte şarkı söylerken birinin seni gördüğünü fark ettiğinde neden müzik söylemeyi anında bırakıp gece klübüne yeni girmiş kafa sallamasına başlıyorsun ? Ve iki saniye sonra kaçamak bir bakış seni fark edene… Şarkının en güzel yerinde telefon çalarsa cevaplıyor musun ? Farklı tarzda müzikler dinlerken kaç farklı ülkede araba sürdüğünü hayal ettin ?


Peki müzik ve yol çok güzelken ve en çok yalnızken eğleneceğini bilmene rağmen o anı bütün dünyayla paylaşmayı istemedin mi hiç ?


Öyle birkaç soru iste…

  • Oct 31, 2014
  • 1 min read


Kasım 1, Cumartesi.


Normalde şu anda Ulus’ta yeşil don ve iç cüzdanı bakıyor olmam lazımdı. Gel gör ki Türk Silahlı Kuvvetleri beni haftaya almak yerine 17 Aralık’ta askere almaya karar verdi. 3 aylık tatilimin ardından 1.5 ay daha tatil. İşsiz, güçsüz, herhangi bir sorumluluk olmadan bir de… Neredeyse 2 yıllık çalışma hayatından sonra kendime ve aileme ayırdığım vaktin de sonuna gelmişken 4. hakem tabelayı kaldırdı ve 50 gün daha tatil gösterdi. Günleri saydığımdan değil.


Aslında güzel görünse de çok hoşuma gitmedi benim, Sonuçta bitirip kurtulma psikolojisinin hakim olduğu bir müesseseye gideceğim. Therefore, kendim için bu 50 günde ne yapabilirim diye kendime ve çevreme sordum. Tatile git dedi herkes. Tatil çok fazla yaptım başka ne yapayım dedim, daha fazla tatil yap dediler. Ben de kendime bir liste oluşturdum, Başlığı ‘Places to go in 30 days’ olması gereken listem ‘Things to be learned in 30 days’ oldu. Niye ingilizce oldu, çünkü Latince yazmayı bilmiyorum. Niye 30 gün, çünkü 50 günlük konsept yok.


To conclude, Yazıp çizmek çok klişe görünse de blog yazmak kendine listede yukarılarda yer buldu. Yazar ya da blogger olmak gibi niyetim yok ama yazmak güzel ya. As you can imagine, son 8 yılımda giriş gelişme ve sonucu olan bütün yazılarım üniversitedeki ‘essay’ lerim ve ‘hope everything is well’ şeklinde başlayan iş maillerimdi. Şimdilik tek okurum olan kendimin de tahmin edeceği gibi yazılarım bazen türkçe bazen ingilizce olacak.


Ama bu iş daha yeni başlıyor ve bu tembel Cumartesi günü başlamak için ideal gün…

BLOG

RECENT POSTS

CATEGORIES

INSTAGRAM

© 2020 by Cem Ustundag

bottom of page